20 Nisan 2012 Cuma

hele bir de son sigaraysa..

Islanan, hele de içilirken ıslanan son sigara hayatın ne kadar acımasız olduğunun bir göstergesi.
                                                     
                                                         Ankara'ya gitmek istiyorum.



11 Nisan 2012 Çarşamba

.Füruğ Ferruhzad.



Benim O’nu tanımam, Acem ellerine olan merakımla başladı. O’nu geç keşfetmenin,  geç okumanın garip bir pişmanlığı ve yine de fark etmenin mutluluğuyla devam etti. O oldukça güzel bir kadın; farklı, yaşadığı coğrafyada yok edilmek istenecek kadar farklı bir kadın. Çünkü o aşktan, ölümden, yalnızlıktan, cinsellikten bahsederek tüm dikkatleri üzerine çekmeyi başardı ki bu elbette herkesin hoşuna gitmedi ama benim çok hoşuma gitti! Dönemi ve yaşadığı yere göre, adı yüzyıllarca anılmayı hak etmiştir bana kalırsa ve O’na bu değeri verecek milyonlarca insan inanıyorum ki vardır..

"yaşamak belki
bir kadının her gün filesiyle geçtiği uzun bir caddedir
yaşamak belki
bir adamın kendini astığı bir iptir
yaşamak belki okuldan dönen bir çocuktur
yaşamak belki sevişme arasında yakılan bir sigara
ya da bir yayayın şapkasını kaldırarak
bir başkasına anlamsızca gülümseyip "günaydın" diyen şaşkın bakışıdır
yaşamak belki
senin gözbebeklerinde harap olan bakışımın kapandığı andır
ve benim
onun ay algılayışıyla karanlık kavramını karıştıracağım duygusudur"


Böyle anlatır yaşamı.. Hem gülümsetir, hem düşündürür..  Hem aşk vardır dizelerinde, hem de yalnızlık; bazen kederlidir, bazen yüzü gülen bir Füruğ gelir gözümün önüne ama hep umutludur, dizelerinden ne olursa olsun hep umut fışkırır, belki de bana öyle geliyordur ama öyle olmasını düşünmek güzel bir şey, her şeyde umut araması insanın en güzelidir.

“Bak
Nasıl yandım ben bu yıldızlarla
Ateşli yıldızlarla doldum ağzıma kadar
Durgun sularından gecenin saf ve kırmızı balıklar gibi
Yıldızlar topladım
Eskiden ne kadar uzaktı toprak
Gökyüzünün mor köşelerine
Yeniden duyuyorum şimdi 
Senin sesini”


“İyi” şairlerin kaderidir belki de, kendi ülkelerinde adları pek anılmaz; ne kadar acı olsa da bunun örnekleri çoktur.. O, kendi ülkesinin suyunda boğulmuş bir kadın şairdir. Sadece şair değil; oyuncu, yönetmen, ressamdır. Tek oğlunu boşandığı eşine verdikten sonra onu bir daha görme şansına sahip olamamış, kalbi kırık bir annedir aynı zamanda da.. O, böyle aşık, yalnız, kederli bir kadındır; benim gözümde en çok da “iyi” bir şairdir..


“Ve bu benim
yalnız bir kadın
Soğuk mevsimin eşiğinde
Yeryüzünün kirli varlığını anlamanın başlangıcında”


9 Nisan 2012 Pazartesi

"Tüm dünya yeşilken.."

Sen söz yazma mümkünse, sonra toparlanamıyorum ben..



the face forgives the mirror
the worm forgives the plow
the questions begs the answer
can you forgive me somehow?

maybe when our story's over
we'll go where it's always spring
the band is playing our song again
and all the world is green

pretend that you owe me nothing
and all the world is green
can we bring back the old days again?
and all the world is green